Genelkurmay Başkanlığı terörle mücadelede esas haberleşme araçlarının kriptolu telsiz ve emniyetli telli sistemler olduğunu, birliklerin operasyonel faaliyetlerinde bunları kullandığını bildirdi.
Genelkurmay Başkanlığının internet sitesinde yer alan bilgi notunda, bir gazetede ”terörle mücadele görevi yapan askeri personelin kullandığı iletişim araçlarının bölücü terör örgütü tarafından dinlenildiği ve bu suretle bazı operasyonel bilgilerin deşifre olduğu” yönünde bir haber yayımlandığı anımsatıldı.
Anayasa ve yasalarla güvence altına alınmış haberleşme hürriyeti kapsamında diğer bölgelerde olduğu gibi terörle mücadele bölgesinde de uzun süre ailelerinden ayrı kalan personel için telefonla konuşma yasağı olmadığı vurgulanan açıklamada, şunlar kaydedildi:
”En uzak bölgelerdeki personelin ailesi ve yakınlarıyla görüşebilmesi üzerinde titizlikle durulmakta ve buna her türlü imkan sağlanmaktadır. Terörle mücadelede esas haberleşme vasıtası kriptolu telsiz ve emniyetli telli sistemlerdir. Birlikler operasyonel faaliyetlerinde bu vasıtaları kullanmaktadır. Mevcut kriptolu telsiz ve telli sistemlerinin arazi şartları nedeniyle kullanılamadığı bölgelerde haberleşme, zorunlu hallerde, uydu telefonları ve taşınabilir uydu yer terminalleri vasıtasıyla da yapılabilmektedir. Uydu telefonları, bu bölgelerdeki birliklerin resmi kullanımı için tedarik edilmiş, yasal, tek kişi tarafından taşınabilen ve kullanılabilen bir cihaz olup Bilişim Teknolojileri Kurulu tarafından 0 522 kodu verilen telefonlardır.”
Stat: Fenerbahçe Şükrü Saracoğlu
Hakemler: Damir Skomina, Marko Stancin, Primoz Arhar (Slovenya Futbol Federasyonu)
Türkiye: Onur 4, Sabri 5 (Dk. 73 Gökhan Gönül 4), Servet 5, Ömer Erdoğan 5, İsmail Köybaşı 6, Hamit 8, Selçuk İnan 5 (Dk. 45 Semih Şentürk 6), Mehmet Aurelio 6, Emre Belözoğlu 7, Arda Turan 8, Tuncay 5 (Dk. 82 Selçuk Şahin ?)
Belçika: Logan Bailly 5, Toby Alderweireld 6, Daniel Van Buyten 8, Vincent Kompany 5, Thomas Vermaelen 5, Timmy Simmons 6, Guillaume Gillet 6 (Dk. 82 Eden Hazard ?), Jan Vertonghen 5, Romelu Lukaku 6 (Dk. 76 Axel Witsel ?), Marouane Fellaini 6, Moussa Dembele 5 (Dk. 63 Kevin Mirallas 4)
![]() |
|
|
|
Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu‘nu İstanbul‘da ikamet ettiği villayı ziyaret etmeye çağırdı.
NTV Televizyonu’nda konuşan Başbakan Tayyip Erdoğan villa tartışmalarına açıklık getirdi. Erdoğan “Eğer o villada söylenenler yoksa, Kılıçdaroğlu istifa etmeye hazır mı” diye konuştu.
Erdoğan şöyle konuştu;
“Eğer kendisi bu konuda samimiyse kiracı olduğum eve kendisini davet ediyorum. Bu evde altın musluk var mı, o fotoğraflar var mı? Kapısı Malum Kale Kilit‘in kapısıdır. Eğer o söylenenler yoksa şu anda kendisi bulunduğu makamı bırakmaya hazır mı? 7.5 milyon dolardan bahsediyor. Bıraksın bunu.
Ben belediye başkanlığı yaptığım zamanda apartman dairesinde oturdum. Beylerbeyi’nde oturdum. Şu anda resmi konutta oturmuyorum, sadece konuklarıma orada yemek veriyorum. Konuklarımı orada ağırlıyorum.
Acaba muhalefet böyle bir şeyi konuşuyor mu? Bunu neden konuşmuyorlar. Kendisinin de villasını çıktı. Resmi konutta oturmam. İstanbul‘da resmi konutta oturmadım. Burada çok yasal olmayan bir şey varsa onu yap.”
Hürriyet (Doğan Haber Ajansı)
Ergenekon davasında taleplerin ardından mütalaasını bildiren Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel, TBMM‘nde oluşturulan Faili Meçhulleri Araştırma Komisyonu tarafından hazırlanan Faili Meçhul Cinayetler raporunun istenmesini talep etti. Duruşma sonunda suç vasıflarının değişme ihtimali gözönünde bulundurularak 20 aydır tutuklu bulunan polis memuru sanıklar Zerrar Atik, Murat Çavdar ve Fahri Süslü’nün tahliyelerine karar verildi.
Ergenekon davasında sanıklar ile avukatlarının taleplerinin alınmasının ardından Cumhuriyet Savcısı Mehmet Ali Pekgüzel taleplere ilişkin mütalasını açıkladı. TBMM Başkanlığına yazı yazılmasını isteyen Savcı Pekgüzel, 1993 yılında meclis bünyesinde milletvekili Sadık Avundukluoğlu başkanlığında oluşturulan Faili Meçhul Cinayet Olayları Araştırma Komisyonu Raporu ve tüm eklerinin mahkemeye gönderilmesi yönünde görüş bildirdi.
Savcı Pekgüzel ayrıca, Star ve Shov TV televizyonlarına yazı yazılarak 1993 yılı Eylül-Kasım aylarında Uğur Dündar yönetiminde yayınlanan ve Hizbullah isimli terör örgütü üyelerinin Güneydoğu’da Jandarma birlikleri içerisinde eğitildiği iddialarını gündeme getiren Arena programının arşiviyle ilgili kayıtlarının bir örneğinin mahkemeye gönderilmesinin istenmesine karar verilmesini telep etti.
Davanın tutuklu sanığı Neriman Aydın’ın evinde ele geçirilen ve Kara Harp Okulu öğrencileriyle ilgili olduğu iddia edilen isimler, karşılarında disiplin puanları ve buna ilişkin açıklamalarla kredi durumları ve bölükleri yazılı 10 kişiye ait el yazısı ile oluşturulmuş belgeyi hatırlatttı. Pekgüzel bu belgenin Genel Kurmay Başkanlığı’na gönderilerek ismi geçen kişilerin geçmiş dönemde ve halen Kara Harp Okulu öğrencisi olup olmadıklarının, bu belgelerin sivil kişilerde bulunması ya da sivil kişilere verilmesinin olağan olup olmadığının sorulmasını istedi.
Savcı Pekgüzel, suç vasıflarının değişme ihtimali ve tutuklu kaldıkları süre gözönünde bulundurularak sanıklar Hüdayi Ünlüer ve Muzaffer Öztürk‘ün tahliye edilmesini talep etti. Taleplerin değerlendirilmesi için duruşmaya kısa bir süre ara verildi. Kararı açıklayan mahkeme heyeti başkanı Hasan Hüseyin Özese, sanıklar ile avukatlarının yazılı ve sözlü olarak sundukları taleplerinin celse arasında (Daha sonra) değerlendirilmesine karar verdiklerini açıkladı. Özese, suç vasıflarının değişme ihtimali gözönünde bulundurularak 20 aydır tutuklu bulunan polis memuru sanıklar Zerrar Atik, Murat Çavdar ve Fahri Süslü’nün tahliyelerine karar verdiklerini açıkladı. Diğer 33 tutuklu sanığa ilişkin tahliye taleplerinin reddine karar verilen duruşma 27 Eylül 2010 tarihine ertelendi. (Cihan Haber Ajansı)
Bahçelievler‘de meydana gelen ve Cumhuriyet Halk Partili (CHP) bir kadının broşür dağıtırken AK Partililer tarafından dövüldüğü iddiasının doğru olmadığı ortaya çıktı. Emniyet, polis merkezine giden mağdur kadınların dövüldüğü iddialarının kesinlikle doğru olmadığını, gerektiğinde kamera kayıtlarının gösterilebileceğini bildirdi.
Polisin, olayla ilgili araştırmasında, dövüldüğü iddia edilen kadına saldıran kişinin AK Partili olmadığı ve dağıtılan broşürü almadığı için hakarete uğradığını söyleyerek, broşür dağıtan bayanlar ile arbede yaşadığı öğrenildi.
Edinilen bilgilere göre; CHP Kadın Kolları üyesi oldukları söylenen Gülhan A., Eda Ö. ve Nuray T. dün Bahçelievler Fatih Caddesi üzerinde broşür dağıttıkları sırada, AK Partili olduğunu ileri sürdükleri bir kişi tarafından saldırıya uğradıklarını iddia ederek suç duyurusunda bulunmuştu. Mağdur olduklarını iddia eden kadınlar, saldırgan bir kişi tarafından sokakta sopayla dövüldüklerini ileri sürmüşlerdi.
Olayın ardından ilçe Emniyet Müdürlüğü ekipleri ile ilgili polis birimi harekete geçerek olaya ilişkin bilgi topladı. Yapılan araştırmaların ardından, olay yerindeki görgü tanıklarına ulaşıldı. İfadeleri alınan görgü tanıklarının verdiği bilgiler doğrultusunda, saldırganın Ç.E. (37) isimli bir zanlı olduğu ve İstanbul‘a bir ay önce geldiği belirlendi.
Görgü tanıklarının ifadesine göre, CHP İlçe Kadın Kolları üyeleri Referanduma ‘hayır’ broşürü dağıtmak için müstakil bir evde yaşayan şahsın ziline bastı. Ç.E. broşür istemediğini söyledi ve kadınlardan gitmelerini istedi. Ancak tartışma çıktı ve iddiaya göre. sözlü hakarete uğradığı belirtilen Ç.E. ile kadınlar arasında arbede çıktı. Olayın ardından Ç.E. kayıplara karıştı.
Emniyet yetkilileri, Ç.E.’nin (37) ev ve iş yerinde bulunamadığı belirtilerek, şüphelinin yakalanması için çalışmanın sürdüğü belirtildi. Emniyet birimleri ifade için polis merkezine giden mağdur kadınların dövüldüğü iddialarının ise kesinlikle doğru olmadığı ve gerektiği taktirde kamera kayıtlarının gösterilebileceği belirtildi.
Öte yandan AK Parti Bahçelievler İlçe Başkanı Hayati Güllük, CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’nun İzmir mitinginde ifade ettiği ‘İstanbul Bahçelievler‘de 3 bayanı AK Partililerin dövdüğü’ iddialarının gerçeği yansıtmadığını söyledi.
AK Parti Bahçelievler İlçe Başkanı Hayati Güllük, açıklamasında, Kılıçdaroğlu’nun iddialarına karşılık Emniyet’in konuyla ilgili olarak, ‘olay 05.09.2010 tarihinde yaşanan hadisedir. Olay CHP’li olduğunu ifade eden ve bildiri dağıtan 3 bayanın Çobançeşme Mahallesi’nde bir binanın bodrum katında bekâr yaşayan bir kişiyle yaşanan münakaşa ve tartışmadan ibarettir.’ dediğini duyurdu.
Olaydaki 3 bayanla tartışan şahsın AK Parti ile hiçbir ilgisi olmadığını belirten Güllük, bayanların emniyet ifadelerinde de AK Parti ile ilgili herhangi bir ifadenin mevcut olmadığını belirtti. Güllük, “Kemal Kılıçdaroğlu’nun İzmir mitinginde ifade ettiği İstanbul Bahçelievler‘de 3 bayanı AK Partililerin dövdüğü ile ilgili açıklamaların hiçbirisi doğru değildir, gerçeği yansıtmamaktadır, aslı astarı da yoktur. Maalesef bu zihniyet son günlerde, AK Parti’yi alışageldikleri kavga ortamına çekmek istemektedir. Toplumumuz buna prim vermemektedir. AK Parti bu Oyunlara gelmeyecektir.” şeklinde konuştu. (Cihan Haber Ajansı)
AK Parti Genel Başkanı ve Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, ”Yargıyı siyasallaştırıyor’ iddiasıyla vesayet düzenlerini sürdürmek isteyenlere, yargının demokratikleşmesine direnenlere, gerçek demokrasi nedir gösterelim diyoruz. Yürütmeye Seçim yasaklarını hatırlatıp, kendileri ‘hayır’ propagandası yapan yargı bürokrasisi artık haddini de, hukukunu da bilsin istiyoruz” dedi.
Erdoğan, partisinin Fomara Meydanı’nda düzenlenen mitinginde konuştu. 24 Temmuz 2010′da Bingöl‘de halk oylaması için mitinglere başladığını hatırlatan Başbakan Erdoğan, bugün Bursa‘da 39. mitingi yaptıklarını söyledi.
Erdoğan, şöyle konuştu:
”Kardeşlik dedik, birlik dedik, bütünlük dedik. İstanbul‘da yarım milyon kardeşimizle tüm Türkiye için ufuk dedik, vizyon dedik, hak dedik, adalet dedik. Bugün Bursa‘da adalet diyoruz, hukuk diyoruz, özgürlük diyoruz, ileri demokrasi diyoruz, ‘evet’ diyoruz.
‘Yeter’ diyoruz. Hukuksuzluğa artık yeter, yargıda siyasallaşmaya artık yeter, üstünlerin hukukuna artık yeter. Merhum Adnan Menderes gibi haykırıyoruz. ‘Yeter söz milletindir’ diyoruz. AK Parti olarak haykırıyoruz, ‘yeter söz de, karar da, yetki de milletindir’ diyoruz. Artık bu ülkeye çeteler yön vermesin diyoruz. Karanlık senaryolarla bu ülkenin ufku karartılmasın diyoruz. 27 Mayıslar yaşanmasın, 12 Eylüller bir daha olmasın diyoruz. 12 Martlar, 28 Şubatlar bu ülkeye istikamet çizmesin diyoruz. Bürokratik oligarşi artık bitsin diyoruz. Tek yürek halinde ‘Egemenlik kayıtsız şartsız milletindir’ diyoruz.
Millet adına yetki kullanan ama millete hesap vermeyen sorumsuzların millete bedel ödetmesi artık sona ersin diyoruz. ‘Yargıyı siyasallaştırıyor’ iddiasıyla vesayet düzenlerini sürdürmek isteyenlere, yargının demokratikleşmesine direnenlere, gerçek demokrasi nedir gösterelim diyoruz. Yürütmeye Seçim yasaklarını hatırlatıp, kendileri ‘hayır’ propagandası yapan yargı bürokrasisi artık haddini de, hukukunu da bilsin istiyoruz. Sürekli kuvvetler ayrılığından bahsedip yürütmeyi ve yasamayı kuşatma altına almak isteyen çarpık anlayışlar artık son bulsun istiyoruz. Siyasi parti gibi hükümete laf yetiştirip sonra da yargının siyasallaşmasından bahseden bürokratlar çağdaş demokrasi nedir, hukuk devleti nedir? Anlasın istiyoruz. İçlerindeki yanlışlıkları görmezden gelip de siyasi iktidarla uğraşmayı adet haline getirenlere milletimiz en güzel cevabı versin istiyoruz.”
Başbakan Erdoğan, şöyle konuştu:
”13 Eylülde çetelerin üstün olduğu bir Türkiye değil, yasaların, hukukun üstün olduğu bir Türkiye olacak. 13 Eylülde milleti hor görenlerin değil, milletin egemen olduğu bir Türkiye olacak. 13 Eylülde statükodan, vesayetten arınmış bir Türkiye olacak. 13 Eylülde üstünlerin hukukunun değil, hukukun üstünlüğünün egemen olduğu bir Türkiye olacak. 13 Eylülde kardeşliğini pekiştirmiş, geleceğe güvenle bakan bir Türkiye olacak. 13 Eylülde bölgesinde, dünyada daha güçlü, daha etkin bir Türkiye olacak. 13 Eylül’de darbe Anayasasından biraz daha arınmış bir Türkiye olacak. 13 Eylülde Türkiye daha demokratik, daha da özgür olacak. 13 Eylülde AK Parti kazanmayacak, Türkiye kazanacak.”
Başbakan Erdoğan, AK Parti Hükümeti döneminde dünyanın bir çok bölgesinde ata yadigarlarını yalnızlıktan, terk edilmişlikten, harabelikten kurtardıklarını da ifade etti.
-Bursa‘YA HIZLI TREN MÜJDESİ-
Ülkeyi hızlı trenle tanıştırdıklarını dile getiren Erdoğan, Bursa-Bilecek yüksek hızlı tren yolunun ihalesine 18 Ekimde çıkılacağını, sürecin başlayacağını ve Bursa‘nın hızlı trene kavuşacağını bildirdi.
Yapılanları yeterli bulmadıklarını belirten Erdoğan, Türkiye’ye çok daha fazlasını kazandırmak zorunda olduklarını söyledi. Erdoğan, ”Türkiye’yi her alanda birinci sınıf yapmak zorundayız, her alanda şaha kaldırmak zorundayız. 12 Eylül’de ‘evet’ diyerek işte bunu başaracaksınız. 12 Eylül’de ‘evet’ diyerek Türkiye’ye yeni ufuklar açacaksınız” dedi.
Erdoğan’ın, ”Üreten Türkiye’ye, daha fazla ihracata, dünyanın ilk 10 ekonomisi arasına girmeye, pasaportumuzun itibarına, Türk Lirası’nın saygınlığına, gündemi belirlenen değil, gündem belirleyen bir Türkiye’ye ‘evet’ mi?” sorularına alandakiler ”evet” yanıtını verdi.
-”İKİ BAYRAMI BİRLİKTE YAPACAĞIZ”-
Başbakan Erdoğan, mitinge katılanlardan, alandan ayrıldıklarında duyduklarını duymayanlara, bildiklerini bilmeyenlere anlatmaları istedi.
Kendisinin bayramda ilçe ilçe dolaşacağını, halkla bayramlaşacağını, ”özel bayramlaşma” yapmayacağını anlatan Erdoğan, şunları kaydetti:
”Niye çünkü bu bizim için farklı bir bayram. İnşallah iki bayramı birlikte yapacağız. Bursalı hanım kardeşlerim, beyefendi kardeşlerim durmayacağız. Zira bu anayasa leblebi, çekirdek, kayısı, fındık anayasası değil. Anamuhalefetin lideri Malatya’ya gidiyor ‘bu anayasada kayısı var mı’ diyor, Giresun’a gidiyor ‘fındık var mı’ diyor. Böyle gayri ciddilik olur mu?” (Anadolu Ajansı) 07.09.2010 19:20
NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen, ABD’de yapılması planlanan Kur’an yakma eylemine karşı Facebook üzerinden uyarıda bulundu. 11 Eylül’ün yıl dönümünde kilisede Kuran yakacağını duyuran Amerikalı rahibi sert bir dille kınayan Rasmussen, Kur’an yakma eyleminin saygısızlık olacağını savundu.
ABD’nin Florida eyaletinde görev yapan Terry Jones isimli bir rahibin 11 Eylül terörist saldırısının yıl dönümünde kilise de Kur’an yakma eylemi gerçekleştireceğini açıklamasının ardından sular durulmuyor. Dünyanın farklı ülkelerindeki milyonlarca Müslüman olaya tepki gösterirken uluslararası kuruluşların temsilcileri de Amerikalı rahibi kınıyor. En son kınama NATO Genel Sekreteri Anders Fogh Rasmussen’den geldi. Konuyla ilgili Facebook üzerinden bir mesaj yayınlayan Rasmussen, Kur’an yakma eyleminin saygısızlık ifade etti.
Rahip Terry Jones’u sert bir dille kınayan Rasmussen, “Kur’an yakma eylemi saygısızca bir hareket olur. Ben insanları başkalarının inançlarına saygı göstermeleri için teşvik etmeye çalışıyorum. Bu yüzden Kur’an yakma eylemi bugüne kadar mücadelesini verdiğimiz her değere ters düşüyor.” dedi.
Kur’an yakma eyleminin NATO‘nun Afganistan‘da görev yapan askerlerinin güvenliğini de olumsuz etkileyeceğini ifade eden Rasmussen, “Eğer bu eylem gerçekleşirse Afganistan‘daki askerlerimizin güvenliği tehlikeye girer.” dedi.
Geçtiğimiz günlerde ABD’nin Afganistan‘daki komutanı General David Petraeus da benzer bir tepki göstermiş ve “Askerlerimizi ve Afganistan‘daki çabalarımızı tehlikeye atar.” demişti.
MHP
Genel Başkanı Devlet Bahçeli, AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’e, “Hüseyin Çelik Bey’in ise ciddiye alınacak bir tarafı yok. O şuur kaybında” dedi.
MHP Genel Başkanı Devlet Bahçeli, İSO çıkışında gazetecilerin sorularını yanıtladı. Bir gazetecinin “Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın kendisi hakkında tazminat davası açması” ve “AKP Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik’in ‘Bahçeli istese de istemese de PKK’nın safında yer alıyor’ açıklamasıyla ilgili olarak “”Sayın Başbakan’ın çok sayıda açmış olduğu tazminat davaları var. Bunu sürekli hale getirmiş. Daha kolay bir yol tavsiye ediyorum. Meclis Başkanı da kendi partisinden. Bütün maaşlarıma el koysunlar. Hüseyin Çelik Bey’in ise ciddiye alınacak bir tarafı yok. O şuur kaybında” dedi.
TERÖRLE MÜCADELEYİ ZAAFA UĞRATMAYIN
Bir gazetecinin, “Balyoz Operasyonu kapsamında aranan bir komutan ile İçişleri Bakanı’nın yan yana fotoğraflarının basında yer alması” konusunda görüşleri sorulan Devlet Bahçeli şunları söyledi:
“Çelişki burada. Yani Balyoz Davası sebebiyle çok sayıda emekli ve muazzaf subay yakalama kararı çıkarılmıştır. Bu davaya hukuki yönden kimsenin herhangi bir söz söyleme hakkı yoktur. Sonuçlarını sabırla beklemek lazımdır. Ancak iki noktaya dikkat çekmek lazım. Bunlardan bir tanesi muazzaf subaylar açısından geçerli olanıdır. 1 Ağustos ile 4 Ağustos arasında Yüksek Askeri Şura toplantısı var. YAŞ’ta bu tür yakalama kararlarının olumsuz sonuçları olabilir ve ilerde de bir kişinin özlük haklarında kayıplara vesile olabilir. Bunun için bunları dikkate almak lazım. İkinci olarak da terörle açık mücadele içinde bulunan ve son günlerde de tırmanan teröre karşı komuta seviyesinde görev üstlenen ve Gedikpaşa’ya gittiğinde yanında durup gerekli brifingi alan bir komutanı yakalama emriyle bir suçlamanın altına aldığınız takdirde askerin terörün mücadelesinin ne şekilde gelişeceği konusunda herkesin bir endişesi olabilir. Terörle mücadeleyi zaafa uğratacak her türlü yanlıştan herkes kurtulmalı.”
PROVAKASYON İHTİMALİ KESİN
Bahçeli başka bir soru üzerine de “Hükemetin başından bu yana açılım üzerindeki yıkım projesindeki yeni bir aşamasıdır. Öbür taraftan terörle mücadeleden her hangi bir aksama olmaması lazım. Dörtyol ve İnegöl’de ve buna benzer olaylar karşısında çok daha hükümetin tedbirli olmasında, ön istihbarat bilgilerine sahip olmasında ve olaylara karışmış olanlarının durumlarının netleştirilerek kamuoyuna açıklanmasında yarar var” dedi. “Provakasyon ihtimali var mı?” sorusuna ise Bahçeli, “Kesin, kesin” diye yanıt verdi.
24′ÜNCÜ DÖNEMDE KATKI SAĞLARIZ
“Anayasa değişikliğine bu durum geçtikten sonra destek veririz” sözünün hatırlatılması üzerine Devlet Bahçeli, “24′üncü dönem TBMM’de Anayasa Uzlaşma Komisyonu’na bütün siyasi partilerin katılımıyla öngörülen değişliklerden mutabakata vardıklarını demokratik sözleşme olarak kabul edip meclisten çıkmasına katkı sağlayabileceğimizi söylüyoruz. Geçmişten bu yana da MHP’nin görüşü budur. Yeni bir düşünce değildir” dedi.
DARBELERDEN ÜLKEYE YARAR GELMEMİŞTİR
35′üncü Madde’nin değiştirilmesiyle ilgili bir soru üzerine de Bahçeli, “Şu an için bazı olayları farklı alanlara çekmenin bir manası yok. Bir şeyin altını özellikle çizmek istiyorum. Darbelerden ülkeye bir yarar gelmemiştir. Ne kadar darbeci anlayaşa sahip olanlar varsa bunlar demokratik kültür içerisinde eritilmelidir. Muazzaf subay özelliği taşıyorlarsa ordudan atılmalıdır. Ancak bunları farklı farklı alanlarda yeni tartışma zeminine sokmaya gerek yok. Darbe yapma zihniyet olarak sürdüğü müddetçe yasal dayanağı olmaz, yasal engeli olmaz. Yaparsa iktidar olur yapamazsa mahkum olur. Başka bunun üçüncü bir yolu yoktur. Ama olması gereken darbe zihniyetinin demokratik kültür içinde eritilerek bir daha bu ülkede ara rejimlerin yaşanmamasıdır” diye yanıtladı.
Kılıçdaroğlu Çelik’e ‘Cevap Vermedi’
“Genelkurmay’ın bütçesi devlet bütçesi dışında mıdır? Genelkurmay bütçesinin devlet bütçesi içinde merkezi yönetim bütçesi içinde olmadığını bilmiyorlarsa bunlar bu ülkeyi nasıl yönetiyorlar merak ediyorum”CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu özel bir toplantıya katılmak üzere bugün İstanbul’a geldi.
AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik açıklamaları ile ilgili soruları yanıtlayan Kılıçdaroğlu, “Benim muhatabım Sayın Recep Bey’dir. Recep Bey yanıt verirsi bende ona soru sorarım” dedi.
KILIÇDAROĞLU’NDAN BAŞBAKANA SORU
Türk Hava Yolları’na ait bir uçakla 14.00 sıralarında Ankara’dan İstanbul’a gelen CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu Atatürk Havalimanı VIP Salonu’nda gazetecilerin sorularını yanıtladı. Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’a yeni bir soru soracağını ifade eden Kılıçdaroğlu, “Madem ki Dubai’deki anlaşma, hiçbir koşul öngörmüyOrdu, siz 1 milyar dolarlık bir hibeyi hangi gerekçe ile reddettiniz. Bunun cevabını versin sonra konuşuruz” diye konuştu.
BUNLAR ÜLKEYİ NASIL YÖNETİYORAK
Parti Genel Başkan Yardımcısı Hüseyin Çelik, “Büyükanıt’ın aracı Genelkurmay bütçesinden alındı” açıklamalarını da değerlendiren Kılıçdaroğlu, “Genelkurmay’ın bütçesi devlet bütçesi dışında mıdır? Genelkurmay bütçesinin devlet bütçesi içinde merkezi yönetim bütçesi içinde olmadığını bilmiyorlarsa bunlar bu ülkeyi nasıl yönetiyorlar merak ediyorum” diye konuştu.
İçişleri Bakanı Beşir Atalay İnegöl’de. Atalay, geçtiğimiz günlerde İnegöl’de meydana gelen olaylarla ilgili açıklamalarda bulunuyor. Atalay İnegöl’de bir grup amigonun halkı provoke ettiğini açıkladı. İşte Atalay’ın açıklamalarından satır başları:
Esasen olayın ilk olduğu andan itibaren yakından takip ettik. Bütün bilgiler ışığında şunları açıkça söylemek istiyorum.
Aslında bir olay özü itibariyle Türkiye’nin her tarafında olabilecek türden bir asayiş olayıdır. Daha önce yapılan bir alışveriş ve özellikle bir halk otobüsü yapan vatandaş ile Orhaniye mahallesi sakinleri arasında yol verme meselesi yüzünden OLAYIN SİYASİ YÖNÜ YOK
Olayın bir siyasi yönü yok. Kavgaya karışanlarında alkollü oldukları açıklanmıştı. Çıkan kavgada 4 vatandaşımız yaralanmıştır. Bu olayla ilgili 5 kişi gözaltına alındı. Ancak bu olay birileri tarafından farklı mecralara çekilmek istenmiştir. Vatandaşlarımız galeyana getirilerek provoke edilmiştir.
PKK insanlarımızı öldürdü gibi tamamen tahrik edici ifadelerle insanlar polis merkezimizin önüne geldi. Ama oraya gelen vatandaşların, bin civarında vatandaşın bir kısmı seyirci olarak kalmıştır. İçlerinden bir grup polis merkezimize ve araçlarımıza saldırmışlardır. Hatta polis araçlarını alkolle yakmaya çalışmışlardır. Polis merkezimize bira şişeleri fırlatmışlardır. Olayın olduğu akşam düzenlenen konser nedeniyle, oradaki kalabalığa verilen yanlış bilgiler işin kitleselleşmesini sağlamıştır.
53 KİŞİ GÖZALTINDA
Yapılan görüntülü tespitlerle şu an 53 kişi gözaltına alınmıştır. Bizim de tespitlerimiz var. Hem güvenlikle ilgili, genel manada nerelerde eksiklikler olmuş onları da değerlendirdik.
OLAY NEYDİ
Bursa’nın İnegöl İlçesi’nde minibüs şoförü ile kahvede oturan gençler arasındaki alacak- verecek kavgasıyla başlayan, karakol, belediye binası, banka şubelerinin taşlanmasına, araçların yakılmasına kadar varan olaylar, sabah saatlerine kadar sürmüş, 21′i polis 30 kişi yaralanmıştı.
